Sağlıklı Bir Kış İçin Pratik Öneriler

Birkaç küçük önlemle keyifli ve sağlıklı bir kış geçirmeniz mümkün!

Kış ayları güneşin sıcak yüzünü az gösterdiği, havaların soğuduğu, evlerimizde daha çok vakit geçirdiğimiz, hareket etme olanağımızın azaldığı ve (evde vakit geçirdiğimizden olsa gerek!) şekerli ve nişastalı gıdalara ilgimizin arttığı bir dönemdir. Atalarımızdan kalma “bir kış uykusu dürtüsü” olarak da nitelendirebileceğimiz bu durum, bağışıklık sistemimizin zayıflamasına, soğuk algınlığı ve grip başta olmak üzere pek çok hastalığın sıklığının artmasına olur.

Ancak alacağımız ufak tefek önlemlerle bütün bir kışı enerji seviyemiz yüksek, bağışıklık sistemimiz güçlü, sağlıklı ve keyifli geçirme mümkündür.

Sağlıklı sıvılar tüketin!

Şeker ve kafein içeren içecekleri çokça tüketmek bağışıklığımızın baskılanmasına, kilo artışına ve tükettiğimizden fazla sıvı kaybetmemize neden olabilir. Kış günlerinde altı ila sekiz bardak su veya bitki çayı tüketmek sindirim sistemini sağlıklı, bedenimizi zinde tutarken, istenmeyen kilo artışlarını önleyebilir. Soğuk kış günlerinde antioksidanlardan zengin yeşil ve beyaz çay tüketmek mevsim boyunca sağlıklı kalmamıza yardımcı olacaktır.

Bol bol uyuyun!

Keşke dediğinizi duyar gibiyim! Karanlık kış sabahlarında sıcak yatağınızdan kalkmak istememeniz aslında geçerli bir nedeni var. Şüphesiz, yoğun ve stresli bir günün ardından enerji depolarımızı doldurmanın en etkili yollarından biri güzel bir uykudur. Uyuduğumuz odanın yeterince karanlık olması, beynimizdeki minicik pineal bezden (bir adı da üçüncü gözdür!) melatonin hormonu salgısını arttırır. Melatoninin hormonunun uyku-uyanıklık düzeniyle ilgili pek çok önemli işlevi dışında antioksidan özellikte olduğu, DNA’nın korunmasını sağladığı ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği düşünülmektedir.

Rafine şekerlerden kaçının!

Rafine şekerlerin tüketimi kilo artışına neden olabileceği gibi, bağışıklığımızı da baskılayabilir. Çevrede bir grip veya soğuk algını kol gezerken rafine şeker içeren besinleri bolca tüketmenin hastalığa davetiye çıkarmak olduğunu unutmamalıdır. Şeker ihtiyacımızı meyveler gibi doğal kaynaklardan karşılamak kış aylarında her zamankinden daha fazla önem taşır. Çikolata krizi yüzünü gösterdiğinde(!) küçük porsiyonlar halinde ve en az %70 kakao içeren bitter çikolata tüketmek akılcı bir seçenek olacaktır. Bitter çikolatadaki bitki fenollerinin vücut direnci ve kan basıncı üzerinde olumlu etkisi olduğu gösterilmiştir.

Sarmısak tüketin!

Sarmısağın içerdiği sülfürlü bileşikler bağışıklık sistemimizdeki T-lenfosit ve makrofajların isimli iki hücre tipinin daha iyi çalışmasını sağlamaktadır. Bu iki hücre tipi, soğuk algınlığı ve gripten korunmamızda önemli rol oynar. Bağışıklık sisteminizi canlandırmak için sarmısağı dilerseniz çiğ, dilerseniz pişmiş olarak tüketebilirsiniz.

Çinkodan zengin besinleri yiyin!

Çinkonun da bağışıklık sisteminin güçlü tuttuğu düşünülmektedir. Çinko tüketiminizi doğal yollardan arttırmak için karaciğer, yağsız dana, hindi, kuzu eti, yumurta, mercimek, susam, nohut ve yoğurt yiyebilirsiniz. Yeterince çinko tüketemediğinizi düşünüyorsanız doktorunuzdan bir çinko takviyesi tavsiyesi alabilirsiniz.

Tercihiniz meyve ve sebzelerden yana olsun!

Dünya genelinde yapılan araştırmalar, pek azımızın sağlıklı bir yaşam sürmek için gereken miktarlarda sebze ve meyve tükettiğini göstermiştir. Sağlıklı bir beslenme programı günde 5 ila 10 porsiyon meyve ve/veya sebze içermelidir. Bir porsiyon meyve/sebzeye örnek olarak bir orta boy taze meyve, bir su bardağı dolusu yeşil salata, yarım bardak taze sıkılmış meyve suyu verilebilir. Antioksidanlar, C vitamini ve beta karotenden zengin narenciye, lahana, brokoli, bal kabağı, ıspanak, havuç gibi besinleri bolca tüketerek de soğuk algınlığı ve gribe karşı direncinizi arttırabilirsiniz.

Hareket edin!

Bu kış hareketsizliğin tuzağına düşmeyin. Bir spor salonuna yazılarak, yürüyüş bandı kullanarak ya da sıkı sıkı giyinip açık havada tempolu yürüyüşler yaparak hem kalori harcayabilir hem kan dolaşımınızı hızlandırıp kalp-damar sağlığınızı koruyabilir hem de enerji seviyenizi arttırabilirsiniz.

Ruh sağlığınıza özen gösterin!

Kış boyunca stress seviyenizi gözlemleyin ve stress ile mücadele için yaratıcı çözümler üretin. Kış aylarında yeterince güneş ışığı alamadığımız için duygu durumumuz ve enerji seviyemizin dalgalanmalar göstermesi doğaldır. Günlük tutmak, bir hobi edinmek, dostlarınızla görüşmek, kendinize zaman ayırmak, meditasyon yapmak hem stress ile mücadele etmek hem de mevsimi mutlu ve sağlıklı geçirmek için harika alternatiflerdir.

Soğuk Algınlığı

Soğuk algınlığına neden olabilen yüzden fazla virüs tanımlanmıştır. ABD verilerine göre her kişi yılda ortalama üç kez soğuk algınlığı geçirmektedir. Bu virüsler vücuda burun veya boğaz yoluyla girer, burada çoğalmaya başlar ve ardından boğaz ağrısı, hapşırık, gözlerde sulanma, ağrı-sızı, hafif ateş, burun tıkanıklığı ve öksürük gibi belirtiler ile hastalık tablosunu oluştururlar.

Soğuk algınlığını tedavi etmenin en iyi yolu hafif ağrı kesiciler kullanmak, istirahat etmek ve bol sıvı tüketmektir. Reçeteli ve reçetesiz soğuk algınlığı ilaçlarının şikayetleri hafifletebilmekle beraber hastalığı tedavi etmez ve süresini kısaltmaz. Antibiyotiklerin ise soğuk algınlığı tedavisinde rolü bulunmamaktadır.

Yukarıda bahsettiğimiz beslenme önerilerini uygulamak, yeterince uyumak ve egzersiz yapmak bedeninizin soğuk algınlığına karşı doğal direncini artıracaktır. Belirttiğimiz gibi soğuk algınlığı ve grip virüslerin vücudumuzdaki ilk uğrak yeri üst solunum yolu mukozasıdır. Solunum yolu mukozanızın bariyer görevini iyi yapabilmesi için kurumaması gerekmektedir. Yaşam ortamlarınızı fazla ısıtmayarak ve nem oranını yüksek tutarak solunum yolu mukozasının kurumasını önleyebilirsiniz. Soğuk algınlığı geçiren kişilerle direkt temastan kaçınmak ve ellerinizi sık sık yıkamak da hastalıktan korunmak adına önemli önlemlerdir.

Grip

Bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyonu olan grip aslında pek çok kişi için önemli bir sağlık sorunu değildir. Ancak kronik sağlık problemleri olan kişiler ve ileri yaşlı bireylerde grip nedeniyle zatüre gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilmektedir.

Grip semptomları virüse maruz kaldıktan yaklaşık üç gün sonra ani olarak başlar. Ateş, üşüme-titreme, öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, sırt, bacak ve kollarda ağrı en sık görülen grip belirtileridir. Bu belirtiler soğuk algınlığı belirtilerine andırsa da genellikle daha ağır seyirlidir ve daha uzun sürer.

Grip oldukça bulaşıcıdır ve ne yazık ki ailenizde yakın çevrenizde bir salgın sürmekteyse virüsle temastan kaçınmak pek de mümkün değildir. Gribin de en iyi tedavisi yatak istirahati, hafif ağrı kesiciler ve bol sıvı tüketmektir. Bu noktada, grip veya soğuk algınlığı geçiren çocuk ve genç erişkinlere doktor tarafından özellikle önerilmediyse aspirin verilmemesi gerektiği unutulmamalıdır. Soğuk algınlığında olduğu gibi, grip tedavisinde de antibiyotiklerin yeri yoktur.

Grip aşısı

Her yıl sonbahar aylarında yenilenerek piyasaya sürülen grip aşıları, hastalığa yakalanma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmasa da gribin daha hafif seyretmesini sağlar ve zatüre gibi korkulan komplikasyonların gelişme ihtimalini azaltır. Bu nedenle 65 yaş üstü bireylerin, kalp hastalığı, akciğer hastalığı, böbrek hastalığı, diyabet, kansızlık ya da bağışık sistemini zayıflatan kronik başka rahatsılıkları olan bireylerin her yıl grip aşısı yaptırması önerilmektedir. Grip aşısı olduktan sonra hastalığa karşı bağışıklığın gelişmesi yaklaşık iki hafta sürmektedir. Yumurta alerjisi olan kişiler grip aşısı yaptırmamalı, ateşli rahatsızlık geçirmekte olan kişiler aşı uygulamasını iyleşene kadar ertelemelidir.

Keyifli ve sağlıklı bir kış geçirmeniz dileklerimle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir